"Ne zaman elleri zambaklı padişah olursam
Sana uzun heceli bir kent vereceğim
Girilince kapıları yitecek ve boş!"
E.Ayhan
E.Ayhan
Uşşâk.
Kalkedon kıyısına yüzlerce kazık çakılmış. Bir Fenike sikkesi, bir kandilin koynunda, karanlık ve balıksız, kulağını yaslamış, dinliyor. Sikkedeki yüz büsbütün silinmiş, sadece kulak. Camın hikayesini, mermerin hikayesini, ihramın hikayesini, yangının hikayesini biliyor. Hepsi birbirine karışıyor. Delf mabedinde bir ses, zamanda donup kalmış, hiç gitmiyor.
Tarihin en müvesvis kızılı, belki de mağfiret derdine düşmüş.
Talih ona Hicâz’ı ancak has dairede bir udun tellerinde nasip etmiş. Beytullah
ne onun, ne de Allah’ın. Traversler
sökülmüş, arap atlar kişniyor. Fortuna’nın
çarkları müşfik değil. Münadileri onun adına besmele çekip rüyasını yakacaklar.
Meş’um hatırası bir kadeh Porto şarabında boğulacak, kızıl.
Germen nizamı nefti taşlar, dik çatılar, granitler. Geist saatlerin kadranına girmiş. Oysa damın
altındaki eli çantalıların hiçbiri saat ayarlamayı bilmiyor. Geist, Poltergeist olacak, ilenecek, Königsberg
ağzını unutacak, Transilvanya ağzıyla konuşacak. Bir kızıl duyacak bu sesi
yine, dişlerinde bir elmanın kanı. Eski bir evkâf memuru, tüm misafirleri
kaçıracak. Kızıl dağdan gelip bağdakini kovmak isterken, Kuşdili’nde toprak olacak. Fortuna onu mezarında bile rahat bırakmayacak. Adaletinden değil.
Taşlar incelikli. Sıcağa, soğuğa, rutubete, en çok da yangına dayanıklı. İtalyan işi. Meali Uşi’de talim ve tetkik edilecek, az bir zaman sonra. Kara bir duman, Frenk vesikalı, frengi gibi şehri kaplıyor. İttihatçılar grev istemiyor.
Taşlar incelikli. Sıcağa, soğuğa, rutubete, en çok da yangına dayanıklı. İtalyan işi. Meali Uşi’de talim ve tetkik edilecek, az bir zaman sonra. Kara bir duman, Frenk vesikalı, frengi gibi şehri kaplıyor. İttihatçılar grev istemiyor.
İskelede çini, çinide hüsn-ü hat. Büfeler yerli gazoz satmıyor. Gar büfesinde
akşam simidi daim, lokanta ıssız. Zuvvar mermer basamaklarda buluşacak. Zair gecikti, şehir keşmekeş içinde, hâlâ kimse
saat ayarlamayı bilmiyor. (Tam kıvıracakken bir gün ayar işini, Almanlar ensemize vuracak.) Zair saat taşımıyor, güneşe ve gölgeye aldanıyor.
Zair, mekanı ziyaret etmiyor, bir defaya mahsus. Eşşeref-ûl
mekân-ı bîlmekîn. Yazı anlattığından çoğunu saklar, öyle olacak. Kaçkınlar konuşuluyor, yatılı
mektepten ses gelmiyor. Trenler şimdilik hayatta. Yakında ölecekler.
Buselik olmadan, uşşâk tamam olmaz.
Artık Körler Şehrine gitmeliyiz.
Buselik olmadan, uşşâk tamam olmaz.
Artık Körler Şehrine gitmeliyiz.

Ve Körler Şehri'ne gidildi. Gar, Kadıköy, Çinili, Eminönü, Beyazıt meydanı (yoksa bayezid mi demeliydim?), Beyoğlu, Üsküdar velhasılıkelam tüm şehirler zairle güzel. O olmadan şehir yok, ben yokum.
YanıtlaSilSeni seviyorum.
Hepsinin sırası gelecek.
YanıtlaSilNeden zair değil de züvvar, biliyorsun.
Seni seviyorum.